E-GAZETE

HABERMAG

HIGH LIFE


Toplumsal bütünleşme

05 Şubat 2012, 12:19
Ediz DOĞAN
Televizyonu açıp haber ya da tartışma programlarını şöyle bir taramaya başlayalım sevgili okur. Nasıl bir kakafoniyle karşılaşacağımızı ve kendimizi nasıl akıl almaz bir karambolün içinde bulacağımızı göreceğiz. Bir enformasyon kirliliği, bir üslup bozukluğu ve çokça polemik arayışı ile artık televizyon yıldızına dönüşmüş gazeteci ve akademisyenlerin gösterileriyle karşılaşmak şaşırtıcı değil. Her kafadan bir sesin çıktığı "konuşan Türkiye". Demokratikleşmenin ve liberalleşmenin getirdiği bir hareket alanı kazanıyoruz. Ülkenin elini ayağını ve zihnini uzun süre hareketsiz kılan, vasayet altında bir kapalı toplumu ve siyaseti mümkün kılan yapıyı sorgulayan bir süreç söz konusu. Toplumsal dikey ve yatay mobilizasyonun hızla arttığı, kültürel kalıpların, sınıfsal dengelerin hızla değiştiği gümbür gümbür dönüşen bir ülke Türkiye. Tamam da, bu hızla değişme, değer yitimi toplumsal bütünleşme sorunları yaratmayacak mı?  Yaratmaz olur mu? Yarattı bile, ve ahlaki, toplumsal çapaları olmayan, anominin baş köşeye kurulduğu bir yaşam kaçınılmaz oldu. Peki ülke hacivatları televizyonlarda resmi ideoloji ve tarih eleştirisi yaparken kakafoniye çeşni olmanın ötesinde bir sorumluluk örneği gösteriyorlar mı? İşte sıkıntı burada. Anakronizim ve allerjik siyasal tutumlar, rövanşist çıkışlar birbirini kovalıyor. Herkes el ense çekip rakip tartıyor.

Ülkenin geçmişiyle yüzleşip üzerini örttüğü sorunlarıyla işini görmesi isteniyor. İyi güzel de, bu işler böyle, devri sabık yaratıp bugünün problemlerini tarihi malzemeyi malüple ederek yapılacaksa başımız dertte demekdeği mi?. Her kabuk bağlamış yarayı kaşıyıp kanatarak travmalar aşılmaya çabalanacaksa tehlikeli sularda yüzüldüğünü söylemek her aklıbaşındanın vazifesi olacaktır. Ortaçağ tıbbının çokça kullandığı hastanın kanının bir miktarını dökerek hastayı tedavi etmek gibi bir yöntem izleniyor gibi. Zamanın ruhu iktidarın sınırlandırılması anlamında siyasal liberalizmin, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, temel insan hak ve özgürlüklerinin öne çıktığı bir değerler sistemini bas bas bağırırken, çok kültürcülük, etnik, dinsel ve yerel çeşitlilik bağlamında milliyetçilik meselelerini de gündeme getiriyor. Bu gelişme de ister istemez toplumsal bütünleşme sorunlarını doğuruyor. Üzerinde durmayacağız ama bu bildiğimiz küreselleşmenin iki boyutundan biri.

Toplumsal bütünleşme ve modernleşme krizlerinin olduğu ve yoğunlaştığı yerde ve zamanlarda "milliyetçilik" yükseliyor. Türkiye öyle ya da böyle Tanzimat’tan günümüze aldığı mesafe ile bir başarı hikayesidir. Korkulu ve acıklı hallere bürünmeden ve canı acımadan ve yarasız beresiz yaşamamıştır bu hikayesini. Dönüp baktığında üzülecekleri, utanacakları vardır; gerçekleriyle de toplum yüzleşecektir. Bu nokta da hatırlatmak istediğim Ernest Renan'ın bir sözü "millet olmak hatırlamak kadar unutmaktır da. St Bartelemy Katliamını hatırlayarak Fransa bir millet olamazdı." Katoliklerin protestanları kestikleri bir gece Fransız zihnin sürekli yakıtı olamaz. Yaraların kanatılarak travmaların çözüleceğini ve günah çıkarmanın tüm kültürlerin arınma aracı olduğunu zannetmenin sığ bir entelektüel düzeye işaret ettiğini söylemek gerekiyor.

Bütün bunlara benzer şekilde Kemalizm eleştirisinin de tadının kaçırıldığını söylemeden edemeyeceğim. Geçen yüzyıl başının toplumsal, siyasal şartları ve eğilimleri göz önüne alındığında modernleştirici seçkinler olarak değerlendirebileceğimiz cumhuriyet kadrolarının eleştirisinin sağduyu sınırlarını aştığını düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki, haklar jakobenler tarafından yukarıdan aşağıya verilse bile bu andan itibaren toplumsal mücadelenin konusu olurlar. Türkiye’ de de farklı olmamıştır. Demokrasi zaman ister, emek ister ve belirli zihniyet kalıplarının olgunlaşma derecesini gerektirir. Ülkemizde de Demos devreye girmiştir. Modernleşme, kitle taleplerinin hem nicelik hem de nitelik olarak artışının tarihidir. Kırıp dökmeden bu işleri kotarmak kanaat önderliğinin sağlıklısını gerektirir.

İçimizi daraltan halk dalkavukluğu ve milli irade güzellemesi ile alerjik siyasi tutumlar. Televizyon, internet ve yeni iletişim teknolojileri nev zuhur kamusallık biçimlerinin önünü açıyor. Toplumsal kesimlerin biraradalığını korumak ve kolektif yaşamın gereklerini yerine getirebilmek için yeni yola yordama ihtiyaç duyacağımız zamanlardayız. Olmayan travmaları yüzleşme diyerek yaratma tehlikesini öngörebiliriz sanıyorum.   




Yükleniyor...

CoffeeCup Image Mapper map file Radyo Vizyon Bursa Time Dergisi Dibay Medya Bursa Haber Gazetesi Gazete Avrupa Radyo Vizyon 99.3 High Life Bursa Taraftar Bursa Time Gundem 16 Dergisi Gundem 16 Bursa Hayat Gazetesi

Bursa Haber Gazetesi Facebook'ta