E-GAZETE

HABERMAG

HIGH LIFE


Hepimizde öldürme içgüdüsü vardır!

Cam kafes içinde sahnelenen 'Pragma' oyununda seri katilleri canlandıran dörtlü: "Hepimizin içinde öldürme içgüdüsü vardır. Onlardan farkımız; kontrolümüzü kaybetmememiz. Oyunda 'Suça bulaşmış olanla, bulaşmamış olan arasında şeffaf bir cam vardır' mesajını veriyoruz".

01 Şubat 2012 Çarşamba 12:28
Gömlek Bizim İşimiz
Buğra Gülsoy'un yazıp, yönetip ve oynadığı 'Pragma', ilginç hikayesi ve farklı tiyatro tekniğiyle henüz üçüncü haftasında en çok dikkat çeken oyunlardan biri olmayı başardı. Seri cinayetler işleyen dünyaca ünlü katiller Ted Bundy, Andrei Chikatilo, Albert Fish, Charles Manson ve Richard Ramirez'in hikayesini anlatan oyunda; Gülsoy'a, Serhat Teoman, Mert Öner ve Emre Erkan eşlik ediyor. 'Pragma'nın dört oyuncusuyla bir araya geldik ve oyunu konuştuk.
Seri katil hikayesi yazmak nereden aklınıza geldi?
BUĞRA GÜLSOY: Aslında bu 2.5 yıl önce ortaya çıkardığımız bir oyun. Suç ve suçlu psikolojileri ilgimizi çekti. Suçlunun o yola nasıl ve neden girdiğini anlatmak istedik. Biz suçun her yerde olduğuna inanıyoruz. Hep suça bakıldı şimdiye kadar; hiçbir zaman suçlu incelenmedi. Suçlunun; neden suç işlediğini anlayabilirsek, suç oranlarını azaltabiliriz.
Oyunun adı neden 'Pragma'?
B.G.: Pragmatizm, gerçeği tek taraflı olarak değerlendiren ve olaylara fayda açısından bakan bir akım. Suçlular da kendi yaptıklarını doğru buluyorlar.

İNANDIKLARI ŞEYLER VAR
Oyunda beş seri katilin suça nasıl yöneldiklerini anlatıyorsunuz, öyle değil mi?
B.G.: Evet, bunlar idam mahkumu beş seri katil... Ortada kimin hazırladığını bilmediğimiz bir deney var. Amaç; bir seri katilin, diğer seri katillerle yüz yüze getirildiğinde, nasıl tepki vereceğini görmek. Hücrede bulunan kutular zamanla açılıyor ve birbirleri hakkında ipuçları elde ediyorlar. Bunların hepsi de suçlu olduklarını kabul etmeyen insanlar; inandıkları doğrular var.
MERT ÖNER: "İnancını kaybedersen ne yaparsın?" sorusu önemli burada. Kendi inancının dışında birini anlamaya mı yoksa yok etmeye mi çalışırsın? Şu an dünyada gördüğümüz bir şey aslında. Herkes inanç uğruna birbirini öldürüyor.
EMRE ERKAN: İçerideki çatışma seri katil olmalarıyla alakalı değil. Seyirci oyunda seri katil olduklarına dair bir şey görmüyor. Onların bu sonuca gelene kadar neler yaşadıklarıyla ilgileniyoruz. Empati kurmaya çalışıyoruz.
SERHAT TEOMAN: Kan gösterelim, kafasını koparalım gibi derdimiz yok. Onları sıradan insanlar olarak gösteriyoruz.

BİZ DE İNTİKAM ALMAK İSTERİZ
Ciddi bir oyun olmasına rağmen, gülen seyircileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
S.T.: İzleyici çok fazla geriliyor ve kendini rahatlatmak istiyor. Korktuğumuz ve tepkisiz kaldığımız zamanlarda da hep güleriz zaten.
E.E.: Seyirci önce yakınlık kuramıyor. Kimse seri katille empati kurmak istemez. Aslında herkesin içinde öldürme içgüdüsü vardır. Başımıza bir şey gelse, intikam almak isteriz. Ama bizi tutan şey otokontrol duygusudur. Onların tek farkı kontrolü kaybetmiş olmalarıdır.
İki sene bu oyuna hazırlandınız. Çok etkisinde kaldınız mı?
M.Ö.: Biz, onları seri katil olarak değil; inanandıkları doğruları olan karakterler gibi algıladık. Seri katil denildiğinde, bazı ezberlenmiş davranış şekilleri akla geliyor. Biz bunlardan olabildiğince uzaklaşmaya çalıştık. Yaşayan insanlar haline getirmeye çalıştık. O yüzden zorlanmadık. Buradan çıkıp adam öldürmüyoruz.
S.T.: Etkilendik ama rolden çıkamama durumu olmadı. "Rolle yatıp, rolle kalkıyorum" diyen oyuncular psikoloğa gitsin!


KİM, KİMİ OYNUYOR?
Karakterlerinizi anlatır mısınız?
M.Ö.: Albert Fish dinine çok bağlı; İncil'le büyümüş. İşlediği suçları Tanrı'nın bir buyruğu olarak görüyor. Öldürdüğü insanları yiyerek onları günahlarından arındırdığını düşünüyor.
B.G.: Ted Bundy hukukçu; çok zeki biri. Denize düşen çocuğu kurtardığı için ödül falan alıyor. Kendini dünyaya ispatlamaya çalışıyor. Hücrede mutlu çünkü "Herkes beni tanıyor" diyor. Mektuplaştığı hayranları var.
S.T.: Ben Richard Ramirez'ı oynuyorum. Çok ketum bir herif. Hâlâ yaşıyor ve ölüm sırasını bekliyor.
E.E.: Andre Chikatilo, üniversitede hoca. 18 yaşın altındakilere tecavüz edip öldürüyor. 52 kadın ve çocuğu öldürmüş.

HAK VERMİYORUZ, ANLAMAYA ÇALIŞIYORUZ!
Rolünüze hazırlanırken şaşırdığınız şeyler oldu mu?
M.Ö.: Tabii ki, şaşırtmaması mümkün değil. Şimdiye kadar oynadığımız tüm karakterler, yaşamın içinden tanıklık edilmesi kolay karakterlerdi. Bunlar öyle değil; bize uzak olan ama yaşamış insanlar. Diğer yandan elimizde hem görsel, hem de yazılı olarak çok fazla veri vardı. Bu da işimizi kolaylaştırdı. Biz oyunda; onları bu yola iten şeyin ne olduğunu vurgulamaya çalıştığımız için, inandırıcılık meselesine çok kafa yorduk.
S.T.: Derdimiz onları kesinlikle haklı bulmak değil, onları anlayabilmek. Bu adamlara baktığınızda tek bir şey söyleyebilirsiniz; yaptıkları akıl dışı belki ama bunlar deli değil. Toplum içinde üç-dört yıl yaşamış, arkadaşlıklar kurmuş insanlar. Hatta bir başkasının kendi kızını emanet edecek kadar güvenebileceği insanlar...

YAZMAK ZEVKLİ
Buğra Bey yazmak mı, oynamak mı daha keyifli sizin için?
B.G.: Oynamaktan zevk alıyorum ama bir dünya yaratmak bana daha keyifli geliyor. Ama oyunculuğu bırakmayı düşünmüyorum.


Bu haber 112 kez okundu
Yükleniyor...

CoffeeCup Image Mapper map file Radyo Vizyon Bursa Time Dergisi Dibay Medya Bursa Haber Gazetesi Gazete Avrupa Radyo Vizyon 99.3 High Life Bursa Taraftar Bursa Time Gundem 16 Dergisi Gundem 16 Bursa Hayat Gazetesi

Bursa Haber Gazetesi Facebook'ta